“KUş BEYıNLıLER” YıNE AZDILAR VE YAZDILAR, BıRLıK’TEN DE CEVABINI ALDILAR
Pazartesi, 29 Kasım 2010 02:00    Yazdır
Salla Gitsin
“Salla Gitsin”i çoktan beri okumadınız değerli okurlarım. Bilirsiniz ki “Salla Gitsin” köşemiz ara sıra meydana çıkar. Meydanı boş bulunca değil, sakın yanlış anlamayın, kediler ortalıktan kaybolunca fareler ortaya çıktığı zaman bizim bu mizah köşemiz sallanmaya başlar. Fazla felsefeye gerek yok, ardı önü “Salla Gitsin” işte. Bu aşağıdaki okuyacağınız alçakça yazıyı yazanlar gerçekten “alçaktırlar.” Bunlar zaten yükseklerde tutunamazlar ve sürekli aşağılarda aşağılık içinde gezip, tozarlar, yazarlar. Bu tür çirkin yazılarla bir umudun ışıklarını karanlığa gömeceklerini zannediyorlar. Ama yanılıyorlar. Diplomatlar önce insanlar için, daha sonra da ülkelerin karşılıklı ilişkilerine ivme kazandırmak ve daha ileriye götürmek için çalışırlar. Ama malesef bazı kısır zekalılar bu güzel ilişkilerin gelişmesini istemezler. Çünkü onlar tozdan, dumandan nemalanırlar da ondan. Her ne olursa olsun, kim yazarsa yazsın, Birlik gazetesi, iki toplumu aşağılayıcı aşağılık yazıları yazanlara papuç bırakmayacaktır. Anavatan Türkiye ile Vatanımız Yunanistan arasındaki yakınlaşmayı, güzel giden süreci baltalamak isteyen zihniyete çanak tutmayacaktır. Çünkü biz dostluktan yanayız. Birlikte yaşamaktan yanayız. ıhanet bize yakışmaz ve ihanete uğramamıza rağmen bu güzel ülkeye Türk Azınlığı olarak asla ihanet etmedik. ıhanet edenler, bu ülkeyi uluslararası camiada karalayanlar bu yazıları yazanlardır. Bunlar Lozan’ı bilmezler, inanın haberleri yoktur Lozan’dan. Bizans’ın ölmediğini, ebediyete intikal etmediğini zannederler. Beyinlerindeki gramofon iğnesi takılmış kalmış. Aslına bakılacak olursa onların işleride zor. Kurtulmak istiyorlar ama nafile, takılmışlar birdefa bu amansız hastalığa ve kemiriyor “Türk düşmanlığı” içerini. Oysa Türk’ün dostluğuna sarılsalar inanın doğruyu bulacaklar ve kurtulacaklar. Neyse, bakalım Andon Çavuş’lar ne yazmışlaaaaar. Hep birlikte okuyalım. Gerçi onların yazdıklarının pek okunacak tarafı yok ama eh işte laf olsun torba dolsun misali biraz vakit öldürelim dedik. Günlerden Pemti, imerominia 25 Kasım, ipologistiyi açtım baktım ki, ohoooo saldıran saldırana, kaşınan kaşınana. Önce okudum, sonra bende kaşıyayım dedim ve aldım kara kalemi elime. Senmisin yazan, senmisin benim Kemalime laf atan, benim müftülüğüme, benim Türklüğüme, benim ajanıma, benim başkanıma dokunan. Benim ırkdaşlarıma, dindaşlarıma “Pomak”, “Çingene” deyip duruyorlar. Onları bizden ayırıyorlar. Onları aşağılıyorlar. Bu mu adalaetiniz? Bu mu hoşgörünüz? Bu mu demokrasi anlayışınız? Bu mu dünya görüşünüz? ışte siz busunuz. Bizde buyuz. Aramızda dağlar kadar düşünce farkı var. Bakın ne yazmışlar “şerefsizler”! Πέμπτη, 25 Νοεμβρίου 2010 Αποκλειστι_ 4;ό! το ποίημα που συγκίνησε τους προξενικούς http://tourkikanea.wordpress.com/) Πίκρα, καημός και οδυρμός, μας τρώει το σαράκι παίρνει ο Υποπρόξενος , τον πούλο απ’την Θράκη. Ποιόν θα’χει τώρα ο Τσαβούς, ο Μέτε κι ο Καπζά; να ρουφιανεύου ν Χριστιανούς , Πομάκους και Ρομά; Κλαίνε οι τουρκοπράκτ ορες, κλαίει η ψευδομουφτε ία φεύγει ο Υποπρόξενος , θρηνεί η Κεμαλία. Τα φέσια σ'αποχαιρετ_ 9;ύν, με γύφτικο αμανέ και από το κλάμμα το πολύ, χέστηκε η Φατμέ.. Yukarıdaki okuduğunuz yazının Türkçe çevirisi aynen şöyledir. ÖZEL HABER! BAşKONSOLOSLUK TARAFTARLARINI DUYGULANDIRAN şııR “Yandık, bittik, sinemizi pare pare yırttık acıdan, Muavin Konsolos üçün birini aldı Trakya’dan, Çavuşlar, Meteler, Kabzalar, Hristiyanları, Pomakları ve Romanları Acep artık kime gammazlar? Ağlıyor sözde Müftülük, ağlıyor Türk ajanlar, Gidiyor Muavin Konsolos, Kemalistan karalar bağlar, Fesler sana Çingene zılgıtıyla elveda der, Çok ağlamaktan sıçar Fatme...” şimdi müsade edin de Birlik Gazetesi olarak bizde bir şiir yazalım. Herşeyi yaptık zaten bir bunu yapmamıştık. Bu yaştan sonra da yandan çakma şair edecekler adamı bunlar yahu. “Kurtlar, sisli havayı sever, Beyazın içinden gözlerler vadideki koyun sürüsünü, Köprüyü geçinceye kadar belki Ayı’ya dayı derler, Ammaaa, zamanı gelince de sürüyü yerler. Bakmaz Kuzunun gözyaşına namuzsuz, Baş koymuş umut ışığına insafsız, Düşmanı görünce döner şaşkına, Ne olursun, kurtar bizi yok oluştan Allah aşkına. Serez Ovası, Altın yuvası derler ya, Drama’nın içinde köprüsü var ya, Ha o daracık olsada biz geçeriz, Kan kırmızı şerbeti soğuk içeriz, Ammaa zamanı gelince, yine biz o düşmanı gerekirse ezeriz. Karlığın başında beyaz duman, Beni bu sevdadan kurtarın aman, Hava Paşmaklı’dan bozuldu, Dizlerimin bağları çözüldü. Yapma etme be Andon Çavuş, Git ne olur anana kavuş, Yağlı kurşun mamzer namlusunda, Seni bekler Bekkeovası’nda. Sen, sen ol Türke dokunma, Türkün dostluğundan korkma, Türke kem gözle sakın ha bakma, Sonucunda be Andon Çavuş, Ananın canını yakma... ılhan Tahsin Ahmet Tarih: 29 Kasım 2010